Yayın Etiketleri "nurçin özer"

Biraz blogumla da ilgileneyim diyorum işler karışıyor. Aslında işime gelmiyor şu günlerde yorgun düştüm. Hastane olsun, proje olsun burayı ihmal etmeme yol açtı. Burada teknik olarak çok yazı yazdım bir kaç paragrafta içimden gelenleri sizlerle paylaşayım.

Bir süredir bu bloga gelen eski yorumları düşünüyorum, insanlara akıl vermek ne haddime diyorum fakat  ihtiyacı olanlar var, bilgilerimi destekleyenler-onaylayanlar var onları da es geçemiyorum. Tam bir hafta sonra 1 yıl oluyor.  Bazen hiç yazasım gelmiyor, daha geçen gün küçücük bir hosting hatasından tüm siteyi sildim.  Ne şanski bir arkadaş önerisiyle yedekleri istedim hiçbir şey kaybetmeden siteyi kurtardım. Şimdi bakıyorum da bu kadar mı değersiz 1 yıllık emek. Yada sadece ben çok değer verdiğim için azalmaya mı başladı değeri.

Profesyonel blogculuğun bazı temel amaçları vardır. Birincisi uzman olunan konuda özgün ve profesyonel içerik sağlamak, ikincisi bu emek verilen makalelerden gelir elde etmek. İyi tanıtım ve içerik için fikir alışverişi çok önemlidir. Öncelikle daha çok profil demektir. Sosyal ağlarda blog adresinin geçtiği profil sayısı artar haliyle kitlede gelişir. Ayrıca daha çok içerik ve daha çok kazanç orantısı kurulur.

Mantıklı bir şekilde ekip arkadaşları seçebilmeniz için iyi bir kaynaktan “Ekip Kurarken” başlıklı yazıyı çevirmiştim. Bunu okuduysanız ekleyeceğim birkaç şey daha var.

Açıklama: Nurçin Özer, “Sosyal Ağlarda Sosyalleşiyor muyuz?” başlıklı bu yazıyı “4 Ağustos 2011” tarihinde konuk yazar olarak yazmıştır.

Sosyal ağlar,kulaktan kulağa oynar gibi,çevremizde duyulur bir hale geldi. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen biri,herhangi bir sosyal ağ sayfası-profili kapatıp,açıyorsa nedense  bu bilgisayar kullanmasını biliyor anlamına geliyor. Bilgisayar ile sosyal ağları bir noktada tutmanın yanlış olduğu kişiden kişiye değişebilir. Fakat genel mânâda bakarsak deneyimli biri için sosyal ağlardaki profesyonellik orta düzeydir.

Eskiden tarayıcımızın anasayfası Google iken günümüzde sosyal ağ sitelerinden herhangi biri anasayfamız haline geldi. Dakikalarca belki de saatlerce,sosyal ağ sitesinde surf yapabiliyoruz. Kimisi bir şeyler paylaşıyor,kimisi ise sohbet ediyor… Sohbet ediyor,bir şeyler paylaşıyor,fotoğraflara yorum atıyor denilince kulağa gayet sosyal faaliyet gibi gelebilir.. Oysa ki günden güne sosyal ağları yanlış kullanmamız artıyor ve böylece asosyal kıvamına gelebiliyoruz.

Doğmamış bir bebek için profil hesapları açılıyor. Ebeveynlerin bazılarına göre bu doğru davranış olabilir fakat bebek belirli sebeplerden dolayı anne karnında ölürse,anne için bebeğin profil hesabı onu üzebilir. Atalarımızın dediği gibi kötü haber tez duyulur.

Bu tür yanlış olaylara birçok daha örnek verebiliriz ama en önemlisi sosyal ağlardaki paylaştığımız,yazdığımız şeylerdir. Çünkü ileride bir mesleği seçeceğiniz zaman şirketler sizi iyi bir şekilde araştıracaklardır,herhangi bir sosyal ağ sitesinde sizin kötü bir yazınızı görürlerse,geleceğiniz bir sosyal ağ yüzünden yok olabilir. Bundan dolayı paylaştıklarımıza ve yazdıklarımıza şimdiden dikkatli olmakta fayda var.

Editör (Mete Türkdönmez):

Sosyal ağlarla asosyal olmak gerçekten şaşırtıcı bir olay. PR için profesyonelleşen kişiler de şu zamandan sonra kalitemizi arttırmıyor.  Aksine karşıtlar ve yandaşlar doğurarak bir çatışmaya yol açıyor.

Öyle ki duvarımıza yazı yazma izni verdiren uygulamaları bilmeden onaylayan yüzlerce insan bilinçsizce suistimal edilebiliyor. Bu işte küçük görmek veya azarlamak değil,tüm kullanıcıları aslında reel hayatlarından daha kolay fakat daha tehlikeli olan bu mecrada  bilinçlendirmek önemli.

 


Blobal.net profesyonel blog yazarlığı ve dijital medya konulu stratejik web blogudur.

Bu sayfa en iyi Google Chrome ve Mozilla Firefox ile görüntülenir.


©2011 - 2012 Blobal